SANATORIUM, Sergen Şehitoğlu’nun “Çatallanan Yollar” başlıklı kişisel sergisine 4 Haziran - 18 Temmuz 2026 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Adını Jorge Luis Borges’in Yolları Çatallanan Bahçe adlı hikayesinden alan sergi, sürekli seçimler, çıkışsız yollar ve sonsuz tekrarlar üzerinden kurgulanan bir labirent modeli aracılığıyla, içinde yaşadığımız dünyanın yapısal dinamiklerine odaklanıyor.
Serginin merkezinde yer alan labirent, gözetim, yönlendirilmiş seçimler ve kaçışsızlık gibi güncel varoluş koşullarına dair bir alegori sunarken, izleyiciyi bu sistemin işleyişiyle doğrudan yüzleşmeye davet ediyor. Mekânsal düzen; çıkış noktaları, çıkmaz sokaklar (dead-end) ve sonsuz döngüler aracılığıyla, belirli bir algoritmik zorunluluğun sonucu olarak şekilleniyor. Bu yapı içerisinde her yol, önceden tanımlanmış değişkenlerin bir çıktısı olarak ortaya çıkıyor.
René Descartes’ın analitik geometri yaklaşımından ilhamla geliştirilen bu yapı, matematiği estetik bir formdan ziyade bir sistem ve süreç olarak ele alır. Satranç tahtasını andıran ızgara düzeni üzerinden koordinat sisteminin mekânsal bir karşılığı kurulurken, fonksiyonlar bu zemin üzerinde işleyerek açık bir yapı oluşturur.
Sanatçı, matematiksel bir formu fiziksel bir mekâna dönüştürerek, soyut bir sistemin somut karşılığını üretir. Koşulları önceden belirlenmiş 64 x 64 boyutlu bir komşuluk matrisine dayanan bu yapı, katı bir düzenin ifadesi olmanın ötesinde, kendi kurallarına göre işleyen kapalı bir sistem olarak var olur. Bu bağlamda matematik, temsiliyetten sıyrılmış, kendi kendine yeterli bir ifade biçimi olarak konumlanır. Sergide yer alan 17 dakikalık video ise bu kapalı sistemin dışına, dış dünyanın akışına yönelir. Labirentin soyut ve matematiksel yapısıyla karşıtlık kuran video, bireyin dış dünyayla kurduğu ilişkiyi; düşünceler, duygular ve içsel yönelimler üzerinden ele alır.
Tarihsel olarak karmaşıklık, kaos ya da çıkış arayışı gibi anlamlarla ilişkilendirilen labirent, bu sergide hem matematiksel bir sistem; hem de bireyin dış dünyayla kurduğu duygusal ve zihinsel ilişkinin açık bir modeli olarak ele alınır. Çıkmaz sokaklar, sonsuz döngüler ve çatallanan yollar, yapının doğrusal olmayan doğasını görünür kılarken, bireyin düşünce akışını, kararsızlıklarını, tekrar eden zihinsel süreçlerini ve yön arayışlarını da çağrıştırır. Bu sergi, matematiği sanatsal bir estetikten bağımsız bir özne olarak konumlandırır ve bu formel yapının fiziki ve mekânsal tezahürlerinin günümüz dünyasıyla kurduğu beklenmedik yankıları açığa çıkarır.
