SANATORIUM, 18 Şubat – 28 Mart 2026 tarihleri arasında Mehmet Dere’nin 21:21 başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının 21 sayısının farklı kültürel, mitolojik ve ezoterik bağlamlarından yola çıkarak ürettiği yeni yapıtlarını bir araya getiren sergi, oyun formları aracılığıyla güncel sosyoekonomik meselelere eleştirel bir bakış sunuyor.
Dere için 21, kişisel deneyim, tarihsel anlatım ve toplumsal gerçekliğin kesiştiği bir eşik olarak belirir. Sanatçının pratiği, gündelik hayatın sıradan imgeleri ile güncel politik ve ekonomik yapılar arasındaki gerilimli ilişkilere odaklanır. Oyun ve sayı gibi gündelik yaşam içinde sıkça tezahür eden pratikler, değer, iktidar ve eşitsizlik üreten sistemleri görünür kılan eleştirel araçlara dönüşür. Dere’nin çalışmaları, izleyiciyi eşiklerde ve kırılma noktalarında dolaşmaya davet eden açık uçlu bir düşünme alanı kurar.
Dere’nin 21 sayısı üzerinden kurguladığı bu sergi, kavramsal bir sayısal referans düzlemi kurarken, üç ve yedinin sembolik çağrışımlarını biçimsel ve kavramsal ilişkiler üzerinden işlerine taşır. Sayıların sembolik anlamları, insanlık tarihinin erken dönemlerinden itibaren mitoloji, din ve ezoterik düşünce sistemlerinde dönüştürücü bir rol üstlenmiştir. Bu bağlamda 21 sayısı, farklı kültürel ve ruhsal geleneklerde tamamlanma, eşik ve dönüşüm fikriyle ilişkilendirilmiş; matematiksel bir değerden öte, kozmik ve içsel süreçleri ima eden bir sembol olarak okunmuştur. Ezoterik yorumlarda, üçlü bütünlük (beden, ruh, zihin) ile yedi katmanlı döngünün (zaman, kozmik düzen, evrensel ritim) çarpımı olarak beliren bu sayı, ruhsal bütünleşmenin sayısal bir ifadesi olarak düşünülür.
Sanatçı, bu çok katmanlı sembolik arka planı kendi yaşam deneyimi ve yirmi birinci yüzyılın ekonomik gerçeklikleriyle harmanlar. 21, sergide hem kişisel bir eşik hem de çağdaş kapitalist düzenin vaatlerini, beklentilerini ve süregelen belirsizliklerini düşünmek için kavramsal bir araca evrilir. Dere, bireyin ekonomik sistem içindeki konumunu şans ve kontrol mekanizmaları arasındaki gerilim üzerinden sorgularken, bu gerilimi görsel dile tercüme eden kendine özgü bir tipografi ve imge repertuvarı geliştirir.
Dere’nin pratiğinde oyun, eğlenceye değil; kuralları önceden belirlenmiş, kazananı ve kaybedeni çoğu zaman görünmez biçimde tayin edilen sistemlere işaret eder. Şans, rastlantı ve tekrar kavramları, bireyin ekonomik ve toplumsal düzen içindeki konumunu sorgulayan metaforlar hâline gelir. Dere’nin oyun alanı, bu bağlamda sahada oynanıp masada kaybedilen bir düzenin alegorisi olarak belirir. Iskartaya çıkmış iskambil kartları ile pastoral manzaralarla kaplı kazı-kazan yüzeyleri, tek kaleye dönüşen ekonomik sistemin oyun tahtasına işaret eder. Bu idealize edilmiş manzaralar, iğdiş edilmiş Türkiye topraklarının suskun imgeleri olarak belirir; doğa ve emeğin sistematik biçimde tüketildiği bir düzeni, umut ve beklenti estetiği altında görünmez kılan bir temsil alanı kurar. Oyunun kurallara dayalı sistemsel yapısı ile bünyesinde barındırdığı rastlantısallık arasında oluşan gerilim, serginin temel hareket alanını oluşturur. Bu yüzeyler, ekonomik sistemlerin birer oyun alanına dönüşümünü imlerken, aynı zamanda bu yapılar içinde şekillenen bireysel beklenti, bekleyiş ve umut hâllerini de görünür kılar. Bu ritim, sergi mekânında ortak bir deneyim ve atmosfer oluşturur.
21:21, sabit bir anlam taşıyan evrensel bir sembol olmaktan öte; geçiş hâllerini, tamamlanmamışlığı ve dönüşüm ihtimalini işaret eden dolaşım hâlindeki bir ruh hâli olarak belirir. Kaygı ile umut arasında salınan bu eşik, bireysel deneyim ile toplumsal ve ekonomik yapılar arasındaki gerilimi yoğunlaştıran bir atmosfer kurar; izleyiciyi bu açık uçlu alanın parçası hâline getirir.
Sanatçı hakkında:
Mehmet Dere, 1979 yılında İzmir’de doğdu. 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Aynı fakültede yüksek lisansını yapan sanatçı, Sakarya Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Resim ASD bölümünde sanatta yeterliliğini tamamlamıştır. Dere işlerinde kendi ifadesiyle “görünmez hikâyeleri” toplamayı sever. Dere için bir bütün özellikle küçük parçalardan oluşan bir zamanda yolculuktur. Sanatçı gerçeklikle olan hesaplaşmasında ve gerçekliği üretme noktasında bu yönüyle işlerini sürekli besler. Sanatçının erken dönem çalışmaları Türkiye’nin kültür tarihi üzerinden hareketle bellek, birey ve toplumsal kimlik araştırmaları üzerine yoğunlaşır iken son dönem çalışmaları, iç gerçeklikten beslenen şiirsel lirizme doğru soyut bir çizgi göstermektedir.Sanatçının çalışmaları plastik ve kavramsal duyarlılığın birbirine temas ettiği bir alanda var olmaktadır.
Toplumsal adaletsizlik, direnme ve hayatta kalma politikaları; Sanatçıya ait dışarıdan bir gözlemin eseri olarak değil, yakın mesafeden yaşam pratiğinin tam içerisinden bir bakışın eseri olarak işlerin atmosferini oluşturur. Bütün bu olan bitene karşı geliştirilen refleksif dirençten kaynaklanan bu yapı kimi zaman trajikomik kimi zaman da sabır ve acı ilişkisi üzerine odaklanılarak kesintisizce, ibadet eder gibi tekrar tekrar işlenir ve izleyiciye sunulur.
İlk kişisel sergilerini kuruculuğunu yaptığı güncel sanat inisiyatifi 49A’da açan sanatçı aynı zamanda İzmir’de bulunan K2 Güncel Sanat Merkezi’nin eski üyelerindendir ve merkezin birçok karma sergisinde yer almıştır. Ayrıca 2010 yılında; Halil Altındere küratörlüğünde Tütün Deposu’nda “Fikirler Suça Dönüşünce”, İzmir’de gerçekleşen “Port İzmir 2, Sessizlik_Fırtına, Uluslararası Çağdaş Sanat Trienali”, 2008 yılında Rotterdam’da Ong Keng Sen küratörlüğünde ve Avrupa Kültür Fonu sponsorluğunda “I am Here, The Time is Now” sergilerinde yer almıştır. “27. Günümüz Sanatçıları Sergisi”, Akbank Sanat Beyoğlu’nda özel ödüle layık görülmüştür. 2007 yılında 10. İstanbul Bienali Santral İstanbul’da gerçekleşen özel projede yer almıştır. Türkiye kültür tarihi üzerinden hareketle yerel ve toplumsal bellek araştırmalarına odaklanılan bir dizi ironik ve sözünü esirgemeyen kurgudan oluşturulmuş olan “Ne Gülüyorsun? Bu senin hikayen.” adlı sergi sanatçının ilk kapsamlı kişisel sergisidir. Dere, sanatçı kimliğinin dışında İstanbul Topkapı Üniversitesi Plato MYO Grafik Tasarım Programında Dr. Öğretim Üyesi olarak akademik çalışmalarına devam etmektedir.
